Fransız ihtilalinin başlaması ve gelişmeleri

2011-10-30 20:49:00

Fransa'da ihtilal ortamı, yukarıda belirtilen nedenlerden, 18.yüzyılda ha­zırlanmış bulunmaktaydı. Ancak ihtilal, görünürde, ülkenin mali iflasa sü­rüklenmesi üzerine, bu duruma bir çözüm yolu bulunması amacıyla Etats Generaux (Eta Jenero )'nun toplanması ile başlamıştır.

a. Etats Generaux'un Toplanması ( 5 Mayıs 1789) :

XVI. Louis, 1774 yılında kral olduğunda Fransa'nın mali durumu karma­karışık durumda idi. Halk, vergilerin ağırlığından şikayet ediyordu.Kral ise bu durumu düzeltecek güç ve ehliyetten yoksundu. Maliye Bakanlığına getirilen kişiler de köklü bir çözüm sağlayamadılar. Sonuçta, kral çaresizliğinin de bir sonucu olarak, mali bunalıma bir çözüm bulabilmek amacı ile, 1614 yılından beri toplanmayan Etats Generaux'yu toplantıya çağırmak zorunda kaldı.

Etats Generaux, soylular, papazlar ve halk temsilcilerinden meydana ge­len ve hükümet tarafından belirlenen zamanlarda toplanan bir meclisti. Ancak, herhangi bir yasama ve yürütme yetkisi yoktu. Sadece Krala halkın şikayet ve dileklerini duyurmakta aracı bir organdı. Mecliste üç sınf temsil edilmek­teydi. Bunlar sırasıyla Papazlar, Soylular ve Burjuvalardı. Her sınıfın birer oyu vardı. Böylece çıkarları birbirine yakın olan Papazlar ve Soylular daima çoğunluğu sağlarlardı. Meclisin ilk toplantılarına kralın başkanlık etmesi gelenektendi.

İşte bu nitelikte olan ve toplanmasından hemen herkesin kendi durumu­nun iyileştirilmesi için birşeyler beklediği Etats Generaux, XVI.Louis'in çağrısı üzerine 5 Mayıs 1789 günü Versailles Sarayında 300 Papaz, 300 Soylu ve 600 Halk temsilcisi olduğu halde toplandı. Kral, merakla beklenen açış konuşmasını yaptı. Bunda, Meclisin başlıca görevinin, mali durumun dü­zeltilmesine çalışmaktan ibaret olduğunu söyledi. Ancak beklenen reform­lardan hiç söz etmedi. Bu da, daha başlangıçta mecliste hoşnutsuzluk yarattı. Arkasından da önemli bir sorun olarak, oy vermenin ne şekilde olacağı çıktı. Papazlar ve Soylular eski kural üzere, yani sınıf esasına göre oy verilmesini istediler. Halk temsilcileri ise kişisel oy sistemini savundular. Böylece sınıflar arasında bir güç ve üstünlük mücadelesi başladı.Ortay a çıkan bu sorun üzerinde Meclis altı hafta çalıştı. Fakat bir sonuç alınamadı.

Bunun üzerine, 17 Haziran 1789 günü, üçüncü sınıfın temsilcileri, ken­dilerinin halkın yüzde doksan altısını temsil ettiklerini söyleyerek, kendile­rinden meydana gelen meclisi, "Ulusal Meclis"olarak ilan ettiler. Ayrıca halk adına, egemenlik hakkını hemen ele alarak, bu meclisin rızası olmadan, halktan hiçbir vergi toplanamayacağını bildirdiler. Diğer taraftan ayrıca­lıklıları da bu meclise katılmaya davet ettiler. Ancak bu davete olumlu bir cevap alamadılar. Üstelik Kral, bu meclisin toplanmasına engel olmak üzere, Versailles Sarayındaki toplantı salonunu kapattırdı. Bu ise Ulusal Meclis üyelerinin birbirlerine daha çok bağlanmalarına neden oldu. 20 Haziran 1789 günü Top Salonu denilen yerde toplanan Ulusal Meclis üyeleri, bir anayasa yapıncaya kadar dağılmamaya and içtiler.

Ulusal Meclis'in Fransa krallığı için bir anayasa hazırlamak üzere hare­kete geçmesi, yüzyıllardan beri süre gelen monarşi yönetimini değiştirmeyi hedef alan bir hareketti. Bu bakımdan krala karşı gelmekti. İşte bununla da ihtilal başlamış oluyordu.

Böylece, Fransa'nın içine düştüğü mali bunalıma bir çözüm yolu bulmak için toplanan Etats Generaux, ilk anlarından itibaren nitelik değiştirerek, ihti­lalci bir şekil almış oldu. Bundan sonra da olaylar hızla gelişmeye başladı.

Başkanlığına Bailly (Bayyi)'nin getirildiği Ulusal Meclis'e, durumlarından memnun olmayan küçük papaz sınıfından ve soylulardan bazı üyeler de katıldılar. Kral bu durum karşısında diğer papaz ve soylu üyelerin de meclise katılmasını istedi. Bunun üzerine Ulusal Meclis bir anayasa hazırlamaya başladı.kendisini 9 Temmuz 1789'da Kurucu Meclis olarak ilan etti.

b. Kurucu Meclis Dönemi:

Ortaya çıkan bu gelişmelerden ayrıcalıklılar korktular ve meclisi dağıtmak istediler. Kralı da yanlarına aldılar. Bu sırada ise Paris'te halk büyük heyecan içerisindeydi.Meclisin dağıtılacağı söylentileri üzerine de halk, 14 Temmuz 1789'da, mutlakiyetin sembolü haline gelmiş olan Bastille Hapishanesi'ni ba­sarak yaktı. Aynı zamanda Paris Belediyesi'ni ele geçirerek, Commune (Ko­mün) adı ile yeni bir şehir yönetimi kurdu. Diğer taraftan da kralın yabancı koruma askerlerine karşı, Ulusal Ordu kuruldu, başına Lafayette getirildi.

Paris'te meydana gelen bu gelişmeler, hızla Fransa'nın diğer yerlerine de yayılmaya başladı. Buralarda da Commune'ler ve Ulusal Ordular kuruldu. Böylece Fransa'da yeni bir yönetim şekline geçiş başlamış oldu. Bu gelişmelerin sonucu olarak, kralın gücü büyük oranda azaldı. Ayrıcalıklı sınıflardan olanların birçoğu yurt dışına kaçtı.

Kurucu Meclis son gelişmeler üzerine, 4 Ağustos 1789 gecesi, feodalite döneminden beri süre gelen ayrıcalıkları ortadan kaldıran bazı temel kararlar

aldı. Buna göre; Fransa'da derebeylik sistemi kaldırılacaktı, papazlar ve soylu­lar feodal hakları ile aldıkları vergilerden kendi istekleri ile vazgeçeceklerdi, herkesten eşit vergi alınacaktı, memuriyetler ve rütbeler herkese eşit olarak açık bulunacaktı. Böylece, Fransa'da "absolutizme" ve feodaliteye, yani siyasi, sosyal ve ekonomik yönlerden eşitsizliğe dayalı eski sistem yıkılarak, yerine eşitliğe dayanan yeni bir toplum düzenine geçmenin esasları sağlanmış oldu.

Kurucu Meclis'in ikinci büyük aşaması ise, hazırlanmakta olan anaya­sanın baş tarafına konulmak üzere, 28 Ağustos 1789'da kabul ve ilan ettiği "İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi"oldu. Bu bildiri, yurttaşların özgür ve eşit olarak doğduğunu ve öyle kaldığını, egemenliğin esasının ulus olduğunu, yani yurttaşların hak ve özgürlüklerinin neler olduğunu ilan ediyordu.

Fransa'da bu temel gelişmeler meydana gelirken, ülkede iç kaynaşmalar da sürmekteydi. Kral XVI. Louis ise, ülkede mevcut mutlak monarşiye rağ­men meydana gelen bu köklü değişiklere karşı çıkacak gücü kendisinde göremiyordu. Bu nedenle eski düzeni, dışarıdan alacağı yardımlarla yeniden kurabilmek ümidiyle 20 Haziran 1791 günü ailesi ile Fransa'dan kaçma giri­şiminde bulundu. Ancak Varrene'de yakalanarak Paris'e tekrar geri getirildi. Kralın bu hareketi, ülkeyi kral olmadan da yönetmenin mümkün olacağını ispatlamış olduğundan, Cumhuriyetçilerin işine yaradı.

Kurucu Meclis, "İnsan ve Yurttaş Haklan Bildirisi"ni ilan ettikten sonra, Anayasayı görüşmeye başlamıştı. İki yıl süren uzun ve çekişmeli çalışma­dan sonra Meclis, bir Anayasa hazırladı. Bu Anayasa 14 Eylül 1791'de kral tarafından da onaylanarak yürürlüğe girdi.

Meydana getirilen bu ilk Anayasa, egemenlik hakkının halka ait olduğunu kabul etmiş ve güçler ayrılığı prensibine göre hazırlanmıştı. Kral, yine yü­rütme gücünün başında bulunuyor, fakat yetkileri Anayasa ile sınırlandı­rılıyordu. Yasama gücü Meclise, yargı gücü de halk tarafından seçilen yar­gıçlara verilmişti.

Böylece Fransa'da mutlak monarşi sona ermiş, meşruti monarşi dönemi başlamış oldu. Kurucu Meclis de, anayasayı yapmakla görevini tamamlamış olduğundan kendisini feshederek, yeni seçimlere gitti.

c. Yasama Meclisi Dönemi (1 Ekim 1791 - 22 Eylül 1792):

Tek meclisli parlamenter sisteme göre, iki dereceli seçimle seçilmiş 745 üyeden meydana gelen Yasama Meclisi 1 Ekim 1791 tarihinde toplandı. Meclis, tutucular ve ilericiler olmak üzere iki büyük gruba ayrılmış bulunuyordu.

Bu Meclis dönemi; içte ayaklanmalar ve parti çekişmeleri ile, dışta yeni rejimi yıkarak eski "Kutsal Krallığı"yeniden kurmak isteyen komşu devlet- 

lerle yapılan savaşlarla geçti. Bu arada yabancı işgalci güçlerin girişmiş olduğu hareketler ulusal duyguları coşturdu. Cumhuriyet taraftarları, düş­manın korumak istediği kralın oturduğu Tuileries Sarayı'nı basarak, Kral XVI.Louis ve Kraliçe Marie Antoinette'i oradan alarak hapsettiler. 1792 Eylül ayına gelindiğinde ise, işgalci güçlerin Kuzey Fransa'da durdurulması sağ­landı. Bu iç ve dış ortam içerisinde de, Yasama Meclisi 20 Eylül 1792 günü yerini Konvansiyon (Convention Nationale) Meclisi'ne bıraktı.

d. Konvansiyon Meclisi Dönemi (20 Eylül 1792 - 26 Ekim 1795):

Genel seçim sonucunda seçilen 750 üyeden meydana gelen Konvansiyon Meclisi ilk toplantısını 20 Eylül 1792 günü yaptı. Bir önceki Meclis döneminde meydana gelen iç ve dış tehlikelerle dolu bir ortamda göreve başladı.

Konvansiyon, ilk iş olarak 21 Eylül 1792'de krallığı kaldırarak, Cumhu­riyeti ilan etti. Böylece Fransa'da monarşi yönetimi sona erdi ve I. Cumhuriyet dönemi başlamış oldu. Biraz sonra da Kral, vatana ihanet suçundan yar­gılandı ve ölüme mahkûm oldu. 21 Ocak 1793'te idam edildi. Arkasından da 16 Ekim 1793'te karısı Marie Antoinette aynı suçtan idam olundu.

Kralın idamı, Fransa'da büyük iç ayaklanmalara neden oldu. Diğer taraf­tan Avusturya ve Prusya'nın Fransa'ya karşı sürdürdükleri savaşa; İngiltere, İspanya, Hollanda ile bazı İtalya devletlerinin de katılmasına yol açtı. Böylece ülke ve yeni rejim iç ve dış büyük tehlikelerle karşı karşıya kaldı.

Bu durum üzerine olağanüstü yetkilere sahip "Kamu Selâmeti Komitesi", "İhtilal Mahkemeleri" gibi organlar kuruldu. Bunlar da "Terör Yönetimi"nin ortaya çıkmasına yol açtı. Terör yönetimi ile yeni rejim ülkeye yerleştirildi. Bu arada, ülkede yaratılan heyecanla, gençlerin kitle halinde askere alınıp ordunun güçlendirilmesiyle, yapılan savaşlarda düşmanlar sınırlarda durdu­ruldu. Ancak şiddet ve baskı yönetimi dayanılmaz hale geldiğinden, ılımlı Cumhuriyetçiler ile Ulusal Ordu işbirliği yaparak, ülke yönetimini ele geçirmiş bulunan Robespierre ve taraftarlarını yakalatarak idam ettirdiler (27 Temmuz 1794). Ilımlı Cumhuriyetçiler bundan sonra yeni bir anayasa hazırlamaya başladılar.

Konvansiyon Fransa'yı üç yıl yönetmiştir. Bu dönemde Cumhuriyet ilan edilmiş, rejim yerleştirilmiş, ayrıcalıklar kaldırılarak eşitlik sağlanmıştır. Ayrıca dini hoşgörürlük getirilmiş, sosyal yapıyı değiştirebilmek için bazı girişimler yapılmıştır. Eğitime özellikle önem verilmiştir. Ancak Anayasada yapılan değişiklikle, bir nevi güçler birliğine dönülmüştür. Bu da sonuçta Robespierre'in kişisel diktatörlüğüne yol açmıştır.

Yukarıda belirtilen yeni anayasayı hazırlama çalışmaları 22 Ağustos 1795'e kadar sürdü. Bu tarihte III.Yıl Anayasası denilen yeni anayasa kabul

edildi. Bundan biraz sonra da Konvansiyon Meclisi 26 Ekim 1795'de dağıldı. Yerine Direktuvar (Directoire) dönemi başladı.

e.  Direktuvar Dönemi (28 Ekim 1795 - 9 Kasım 1799):

Yeni Anayasa, bir önceki dönemde yürütme gücünün tek kişiye verilmesi­nin sakıncaları görüldüğünden, yürütmenin beş üyeden meydana gelen ve Meclis tarafından seçilen, Direktuvar denilen bir kurula verilmesini öngörmüştü. Yasama gücü ise Meclis'e verilmişti. Bu Meclis, biri "Beşyüzler Meclisi", diğeri senato niteliğindeki "İhtiyarlar Meclisi"olmak üzere ikiye ayrılmıştı.

Bununla beraber, yeni rejimden krallık taraftarları da, Cumhuriyetçiler de memnun olmadılar ve halkı ayaklanmaya kışkırttılar. Meydana gelen ayak­lanmaları ise genç bir general olan Napolyon Bonapart (Napoleon Bonaparte) (1769-1821) bastırdı. Bu da Napolyon'a ülke içerisinde şöhret sağladı.

Direktuvar döneminde, iki büyük dış girişimde bulunuldu. Bunlar, Na-polyon'un Avusturya ve Mısır seferleri idi. Fransa birinci sefer ile İtalya ve Dalmaçya kıyılarına, ikincisi ile de Mısır'a yerleşti. Böylece Fransa, sınırları dışında yayılma dönemine girmiş oldu.

Ancak, Direktuvar yönetimi ülkenin iç politikasında pek başarılı olamadı. Özellikle İtalya'da ve Mısır'da Fransız ordularının uğradığı yenilgiler ile ülke içerisinde yönetime karşı girişilen hareketler, hükümetin itibarını gittikçe zayıflattı. Bu durumda, Türkler karşısında yenilgiye uğramış bulunan Na­polyon, Mısır'dan gizlice ayrılıp Fransa'ya dönerek (9 Ekim 1799) hükümet aleyhtarları ile birleşip 9 Kasım 1799'da Direktuvar yönetimine son verdi.

f.  Konsüllük (Consulat) Dönemi (10 Kasım 1799 -18 Mayıs 1804):

Napolyon Bonapart'ın girişimi üzerine "İhtiyarlar Meclisi"dağılırken, Direktuvar'ı kaldırarak yerine üç Konsül'den oluşan geçici bir hükümet kur­muştu. Ayrıca yeni bir anayasa hazırlanması için de iki komisyon meydana getirmişti. Böylece de, Fransa'da Konsüllük yönetimi başlamıştı.

Bundan sonra dört yıl süreyle Birinci Konsül olan Napolyon, Fransa'nın yönetimini ele aldı. Yeni bir Anayasa yaptırdı. Cumhuriyeti esas alan ve dört meclisli bir parlamento meydana getiren bu Anayasa, aslında Napolyon'un kişiliğinde toplanan merkeziyetçi bir yönetim getiriyordu. Bu bakımdan bir "Despotik Cumhuriyefniteliğindeydi. Nitekim, bundan yararlanan Napolyon, önce kendisini hayat boyunca Konsül seçtirdi, sonra da 2 Aralık 1804'te İmparator oldu. Böylece Fransa'da 1799 yılından itibaren, on beş yıl sürecek olan Napolyon dönemi başlamış oldu.

kaynak: siyasi tarih.  Dr. Rifat UÇAROL  sayfa 14-40

568
0
0
Yorum Yaz
Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim